Oysa Sağır Bir Zangoç Kadar Kedersizdik


Muhtemelen çıkacak bir kitabın adı olacak bu başlık. Az önce Kiralık Aşk diye bir dizide denk geldim, İlgili sahnede, "Oysa Sağır Bir Zangoç Kadar Kedersizdik" diye bir kitap taslağı vardı ortada. Zangoç kelimesine odaklandım, epey eskileri düşündüm... Ben zangoç kelimesini, yanlış anımsamıyorsam, 12 yaşındayken öğrenmiştim. Eniştem, ki kendisi edebiyat öğretmeniydi, söylemişti zangoçun çan çalan kişi olduğunu. Sonradan öğrendim, kiliseyi çekip çeviren kişiymiş aynı zamanda. İslamiyette karşılığı müezzin olabilir belki. Her neyse... Zangoça odaklanalım biz.

Ben zangoç kelimesini öğrendiğimde, şaşırmıştım. Kelime ilginç gelmişti. Hatta bir süre, sanki sihirli bir kelime söylüyormuşum gibi, tekrar tekrar söylemiştim. Hala duyduğumda, o günü anımsarım. O gün bir sürü hikaye anlatmıştı eniştem. Bir sürü bilmediğim kelimeyi öğretmişti. Öğretmen gibi değildi ama bu öğretmeleri, daha çok bir arkadaş gibiydi. Aslında bu öğretmeleri sayesinde kelimelere ilgi duymaya başlamıştım. Elbette hikayelere de. Hikayelere ilgimi tetikleyen hikayelerden birini de işte şimdi yazıyorum


Zangoç kelimesini öğrendiğim gündü galiba, bir Yahudi çatı ustasının hikayesini de anlatmıştı eniştem. Sonunu da bir atasözüyle bağlamış hikayenin. Elbette ben onun atasözü olduğunu da çok sonra öğrenmiştim. Hadi gelin, bugün size o hikayeyi anlatayım.

Zamanın birinde, bir kasabanın ileri gelenlerinden biri olan Hüseyin Ağa; evinin çatısını tamir ettirmek istiyormuş. Sormuş soruşturmuş, bu işin en iyisinin Simon Usta olduğunu öğrenmiş. Simon Usta, Yahudi olduğu için önce işi vermek istememiş Hüseyin Ağa. Fakat en nihayetinde, biraz da çevrenin baskısıyla, Hüseyin Ağa işi Simon Usta'ya vermekte karar kılmış. Varmış gitmiş Simon Usta'nın yanına. Konuşmuşlar işin detaylarını. Çatıdaki sorunları anlatmış Hüseyin Ağa. Simon Usta "Görelim.." demiş, "...Anlatmakla olmaz."

Gelmişler Hüseyin Ağa'nın konağına. Simon Usta bakmış, ölçüp biçmiş. İşçilik için bir fiyat çıkarmış, işin de iki haftada biteceğini söylemiş. Gereken malzemelerin listesini de Hüseyin Ağa'ya vermiş. Hüseyin Ağa malzemeleri tedarik etmiş, Simon Usta da bu arada elindeki işleri bitirmiş. Sonra gelmiş Hüseyin Ağa'nın evine. Başlamış çalışmaya. İlk günün sonunda, Simon Usta Hüseyin Ağa'dan, verdiği malzeme listesine ek olarak, 50 tane daha çivi istemiş. İkinci günün sonunda, bir 50 çivi daha istemiş. Hergün bu şekilde, Simon Usta çivi ister olmuş.

Hüseyin Ağa, beşinci günün sonunda, dayanamamış. "Simon Usta!" demiş, "Hergün hergün benden 50 çivi daha istiyorsun. Anlaşmamız böyle değildi." diye eklemiş. Simon Usta da gayet sakin bir şekilde, "Beyim," demiş, "İyi usta çividen çalmaz, yere düşeni almaz."

Eniştem bu hikayeyi anlattığında, epey gülmüştüm. Hoşuma gitmişti. Aklımda da zangoçla eşleşmiş durumda bir hikaye. İçerisinde bir zangoç olmadığı halde. Hala anımsadığımda, ikisini birlikte anımsar ve gülümserim. Eskiden gülerdim de. Ama şimdi buruk bir şekilde gülüyorum. Çünkü eniştem, geçirdiği kalp krizi sonucunda, yatağa mahkum halde ve birçok vücut fonksiyonunda bozulma var. İnsan üzülüyor. Eskiyi özlüyor...

Bir zangoç kelimesinden hareketle, neleri neleri düşünüyor... Dahası yazının başlığı o kadar yerinde oldu ki; eskiyi o kadar naif anımsatıyor ki... Ancak bu kadar olur. "Oysa sağır bir zangoç kadar kedersizdik" ama eskiden, biz küçükken, biz çocukken, dünya bizim için yeterince büyükken. Diziyi izlerken görünce, hoşuma gitti. Buruk bir tebessüm ettim. Yazmak istedim. Ehliblog'da görmeye alışkın olmadığınız türden bir yazı oldu, fazla kişisel. Umarım okuyanın canını sıkmamışımdır.

Not: Bu yazıya cuma günü başlamıştım. Ancak şimdi tamamlayabildim. Gecikmeden dolayı, tüm okurlarımdan özür dilerim. Eğer bir iç sıkıntısı hasıl olduysa bu yazıdan sonra, onun için de ayrıca özür dilerim.

Ozan Başer

Merhaba ben Ozan Başer. EhliBlog'da ve elbette Ehliforum (Blogculara Özel Forum)'da yazıyorum. Blogger, seo, adsense, sosyal medya ve google ürünleri hakkında faydalı ve kaliteli içeriği okuyucularıma sunmaya çalışıyorum. C#, PHP, Javascript gibi uğraşılarım var. Web ve online teknolojiler ile ilgili birçok konuda fikirlerimi sizlerle paylaşıyorum.

13 yorum:

  1. çok hoş bir yazı olmuş:) bana lezzetli geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim. Yazı ilgi çekecek olursa, arada bu tarz içeriklere de yer verebilirim :)

      Sil
    2. O zaman her pazar bu tarz içeriklere yer verebilirim. Keyifli oluyor yazması da :)

      Sil
  2. Benim içinde güzel bir yazı oldu.Harcadığınız zamana değmiş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 ADIMDA NASIL MUTLU OLUNUR ?
      http://blogcnzz.blogspot.com.tr/2016/05/10-adimda-nasil-mutlu-olunur.html

      Sil
    2. @Veysel Gürbulak, Çok teşekkür ederim, beğenmenize memnun oldum.

      Sil
  3. 10 ADIMDA NASIL MUTLU OLUNUR ?
    http://blogcnzz.blogspot.com.tr/2016/05/10-adimda-nasil-mutlu-olunur.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu olmanın 10 yolu falan yoktur kardeşim ☺
      Tek yol vardır:
      Başkalarını mutlu etmek 😉

      Sil
    2. Kesinlikle katılıyorum yorumunuza! Başkalarını mutlu etmenin getirdiği endorfin salgısı muhteşem. :)

      Sil
  4. Güzel, Etkileyici...

    duyularotesi.blogspot.com

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir yazı, hatıra...
    Ama kişisel bir blogda çok daha güzel durur 😊
    Bu arada enişteniz için üzüldüm, Allah yardımcısı olsun, şifa versin inşallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin dualarınız için teşekkür ederim. Bir yıl kadardır bir ilerleme kaydedilemedi. Çok umudumuz yok artık ama yine de gözünü yummasından iyidir nefes alması. Eğer iyileşirse, gidip bir ay boyunca anlatacağı her şeyi not alacağım. Muhteşem bir ayaklı kütüphaneydi benim için. Tekrar teşekkür ederim.

      Sil

Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek "beni bilgilendir" kutucuğuna işaretleyebilirsiniz.