Blog Yazarken 10.000 Saat Kuralı


Yeni bir blog açıldığında, blog sahibi büyük bir hevesle yazılarını yazmaya başlar. Zaman ilerledikçe işlerinin yoğunluğu, günlük meseleler derken; bloguna ayırdığı zaman azalmaya başlar. En nihayetinde de blog atıl bir vaziyette köşede beklemeye başlar... Birçok blogun kaderi bu yönde olsa da bunun aksini sağlayabilen blogcular da yok değil.

Peki, blogu açtıktan sonra hevesimizi nasıl koruruz? Dahası blogculuğu heves olmaktan çıkarıp; başarılı bir "yazarlığa" dönüştürmek için ne yapmamız gerekir? Bu soruların cevabı, 10.000 saat kuralında gizli. Başarılı bir blog yazarlığı için, on bin saat kuralını kullanabiliriz.

10.000 Saat Kuralı Nedir? 

10.000 saat kuralı, bir işte en iyilerden biri olabilmeniz için, o alanda harcamanız gereken mesai süresidir. Bir işte yeterince pratik yaparsanız, o işin "ustalarından" olabileceğinize dair bir metafordur. Birçok başarılı insanın ropörtajları okunulduğu zaman; onların defalarca o işte başarısız oldukları ama bunlardan ders çıkardıkları görülecektir.

Blogculukta 10.000 Saat Kuralı Nasıl Uygulanır?

10.000 saat kuralına göre, blogcular için, her gün iki saatlik bir çalışma ile; başarılı olmak yıllar alabilir. 5000 gün, neredeyse 13 yıl demek. Ve bu gerçekten korkutucu bir süre. Ama peki başarılı olan bloglar nasıl oluyor da başarılı oluyorlar? Cevap kestirme: Deneyim.

Blog yazmakla ilgili bir blog yazısı okuduğunuzda, ilgi alanınıza yönelik kitapları, dergileri karıştırdığınızda, forumlarda bilgi alışverişi yaptığınızda; fark etmeden aslında 10.000 saat kuralını çalıştırıyorsunuz. Blog yazmaya başladığınız zaman, aslında elinizde birkaç bin saatlik bir çalışma yapılmış oluyor çoktan. Sonrasında iş; sabır, süreklilik ve ilgiye kalıyor. Yani bir blogun, ne üzerine olursa olsun, başarılı olabilmesi için blog sahibinin dört temel kriteri sağlaması gerekiyor.
  1. Blogun altında bir emek yatması, (daha önceden yapılmış araştırmalar, alınmış notlar vb.)
  2. Konu hakkında deneyim kazanılmış olması, (blogun konusu hakkında birikime sahip olunması, öğrenmeyi öğrenmiş olması, daha önce blog olmasa da ilgili alanda bir şeyler yazmış olması gibi)
  3. Sabırlı olması (Başarı hemen gelen bir şey değil sonuçta, değil mi?)
  4. Blog yazmayı süreklilik haline getirebilmiş/getirebilecek olması (Bugün yazarsınız, sonraki yazınızı 1 yıl sonra yazarsınız... E süreklilik olmaz. Okuyucu kitlesi olmaz. Başarı olmaz.)

Bu dört basit kural, blog yazarının 10.000 saat kuralını fark etmeden işletmesine olanak sağlayacaktır. Bu kısımda süreklilikten ayrıca bahsetmek istiyorum. Çünkü Türkiye'de blog yazarları en çok süreklilik konusunda zorluk yaşıyorlar. Ben sürekliliği sağlamak için, kendimce bir yol geliştirdim. Blog için ayrılan zamanı not alıyorum. Basit bir Excel tablosunda, o gün bloguma ne kadar vakit ayrılmışsa dakika cinsinden yazıyorum. Bu değerleri toplayıp, saate çeviriyorum. Bu beni motive ediyor, üstelik sadece bloguma ayırdığım süreyi görmek de keyif veriyor. Siz de kendiniz için bu tarzda bir tablo hazırlayabilir ve süreyi kayıt altına alabilirsiniz.

Son Sözler

10.000 saat kuralı, bir teori sonuçta. Ancak siz, alt yapınızın sağlam olduğu alanda başarılı olursanız; bu 10.000 saat teorisinin sizin için geçerli olduğunu gösterir. Siz ne dersiniz, bir blogun başarılı olabilmesi için gerçekten 10.000 saat kuralı geçerli mi?

Ozan Başer

Merhaba ben Ozan Başer. EhliBlog'da ve elbette Ehliforum (Blogculara Özel Forum)'da yazıyorum. Blogger, seo, adsense, sosyal medya ve google ürünleri hakkında faydalı ve kaliteli içeriği okuyucularıma sunmaya çalışıyorum. C#, PHP, Javascript gibi uğraşılarım var. Web ve online teknolojiler ile ilgili birçok konuda fikirlerimi sizlerle paylaşıyorum.

12 yorum:

  1. teşekkürler. Bu sıralar ihmal ettim. Yazmaya devam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle yazmaya devam etmelisiniz. 10.000 saat kolay dolmuyor :)

      Sil
  2. 10.000 saat değil de 8.000 saat oldu, o da olumlu. :)
    Bir şeye ne kadar emek verirsek, karşılığını da o denli alabiliriz. Nitekim, dediğiniz gibi: süreklilik çok önemli. Eğer, birkaç ay blog yazıp, sonra bırakacaksınız, bir site oluşturmanın hiçbir anlamı yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! Bu emeğinizin internette bir yerlerde kaybolmasına neden olur sadece. (Defalarca başıma geldi. Onlarca yazımın kaybolup gittiğini biliyorum.) Bu yüzden "Blog?" diyen herkese, süreklilik diyorum. :)

      Sil
  3. Sureklilik ve emek blog yazmanin sirri. Birde azda olsa kotlardan anlamak gerekiyor sanirim. Buarada 10.000 saat tespiti bence yerinde bir tespit.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kodlardan anlamak her zaman zaruri değil. Ama anlanılması, bazı ufak sorunların çözümünü kolaylaştırır. Yorumunuz için teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Çok faydalı bir yazı olmuş, maalesef Blogger terkedilmiş bloglarla dolu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonra, daha az terk edilmiş blog görmek umuduyla diyelim o zaman :)

      Sil
  5. Ara ara yazı yazma isteği coşan biri olarak kararlılık altı çizilmesi gereken bir husus yoksa yazdıklarımız internet çöplüğünde yeri almaya şimdiden hazır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Eğer bir emek veriliyorsa, ne iş olursa olsun, o emeğin zayi olmasını engellemek gerek.

      Sil
  6. Ne kadar ekmek,o kadar köfte :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı bir cümlede özetle deseniz, kuracağım cümle sanırım bu olurdu :)

      Sil

Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek "beni bilgilendir" kutucuğuna işaretleyebilirsiniz.